< hikayeler - GERÇEK SEVDA - Blogcu
Image Hosted by ImageShack.us


Myspace LayoutsMyspace LayoutsMyspace Layouts
br>
Bir umut vardır hiç tükenmeyecek, bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır, bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne de bitecek... Backgrounds From myglitterspace.Com Backgrounds From myglitterspace.Com



GERÇEK SEVDA

14/7/2007 - Kelebek...

Kategori: hikayeler

 

 

 


 


İyi kalpli yalnız bir adam birgün bir koza bulur. Kozanın içinde

 küçük bir tırtıl vardır. Adam çok sever bu tırtılı. Onunla

tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır. Gel zaman git zaman

tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur.

Adam kelebeğine hayran, bırakamaz onu bir türlü.

Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da

kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz onu.

Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde

 geçirmeye hazırdır.


Ama adam bilir ki "Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir.

" Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne,

 kırlarına, çiçeklerine doğru...

Kelebek mutlu olmasına mutludur ama hiçbir meltem,

hiçbir çiçek yaprağı adamın avucunun sıcaklığını andırmaz.

Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek benim

dolaşır saatlerce...


Adam bir kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğa.

Kelebekse hâlâ konacak sıcak bir avuç aramakta!

Böylece kelebek şunu anlar;


"Bazen ait olduğumuz yer orasıdır; sıcak bir avuçtur biliriz.

Ama o yerin bize ait olma ihtimali bir hiçtir."
Böylece adam şunu anlar:

"Hiçbir sevdayı yalnızca sevgiyle yaşatamazsınız."
O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek

 bir dağ aramaya başlar. Ama gücü tükenene dek arayıp da

bulamayınca anlar ki
"Hiçbir dağ bir özlemi gömebileceğimiz kadar büyük değildir."
Adamsa artık sevdasını koyar avuçlarına

kelebeğinin yerine.

Herkes birşeyler yaşar; iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış.

Yaşadıklarından bir çıkarım yaparak hayatına bir yol verir,

aynı zamanda düşüncelerine de...

BIRAK SEVGİ SENİ BULSUN!!!

 

Alıntı

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/7/2007 - Güneş ve Rüzgar

Kategori: hikayeler

 

 

 

 

 

 

Güneş ve Rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğu konusunda

tartışırlar. Ve rüzgar ;

"Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım "der.

"Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani su üstünde

palto olan. Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha

çabuk sokup alabilirim."

Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve

rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini

ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır.

 

Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından

çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser. Bunu gören yaşlı adamın

yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır.

İddiayı kazanan güneş rüzgara


"DOSTLUK VE NAZİKLİK HER ZAMAN HAŞİNLİK

VE ZORBALIKTAN DAHA GÜÇLÜDÜR.." der

 

Alıntı

 


 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/5/2007 - Martılar Neden Denİzİn Üzerİnde UÇar !!!

Kategori: hikayeler
 
 
 
 


Bundan yüzyıllar önce deniz aşırı, çok güzel bir ülke varmış.
Tabi her masalda olduğu gibi bu masalda da o ülkenin bir kralı ve tabii
ki bir de prensesi varmış. Prenses dünyalar güzeli bir kızmış.
Kralın emri ile her gün prenses dolaşmak için saray muhafızları ile
birlikte sarayın dışına çıktığında ona bakmak yasakmış.
 
Halk onun dolaşmaya çıktığı ilan edildiğinde eğilir ve gözlerini kapatır,
ya da evlerine kaçışırmış. Onu görmenin bedeli ölümle cezalandırılırmış. Günlerden bir gün yine prenses dolaşmak için çıktığında...
 
Fakir bir köylü delikanlı iradesini yenememiş ve yavaşça başını kaldırıp prensese bakmış ve başını kaldıran fakir delikanlı ile prenses o anda
göz göze gelmişler... Tabii ki... Tahmin edeceğiniz gibi fakir delikanlı
pensese inanılmaz bir aşkla tutulmuş. Prensesin de o derin
bakışlarının boş olmadığını düşün en fakir delikanlı günlerce
 uyuyamamış ve ölümü bile göze almak pahasına, prensesi bir
 kere daha görmek için uğraşmış durmuş.
 
Bu arada fakir delikanlıya da tutulan güzel prenses onun zarar
görmemesi için günlerce kendini saraya kapatmış. Sonunda dayanamayan fakir delikanlı her şeyi göze alarak gizlice sarayın bahçe duvarına
tırmanmış ve prenses ile bir kere daha göz göze gelmişler.
 
Fakir delikanlı hemen duvardan atlamış ve prensesle konuşacağı anda
saray muhafızlarına yakalanmış. Kralın karşısına götürülen delikanlı
nasıl olsa ölümle cezalandırılacağını bildiğinden krala prensese duyduğu
 aşkını anlatmış. Kral ölüm emrini vereceği anda prensesin
yalvarışlarına dayanamamış ve fakir delikanlıya başka bir ceza
vermeyi kabullenmiş.

İşte hikayemizde zaten burada başlıyor..
Hemen bir gemi hazırlattıran kral gidilebilecek en uzaktaki adaya
 bir fener yaptırmış ve fakir delikanlıyı da o adada
yanlız yaşamaya mahkum etmiş...
 
Aradan bir kaç ay geçmesine rağmen prensesi unutamayan
fakir delikanlı prensese olan aşkını kağıtlara dökmüş ve martılara
anlatmaya başlamış... Artık bütün martılar fakir delikanlının prensese
olan aşkından haberdarmış. Sonunda martılar bile fakir delikanlıyı
anlamış ve yazdığı mektupları prensese götürmeye başlamışlar...
 
Ve zamanla prensesin de yazmış olduğu mektupları fakir
delikanlıya götüren martılar aracılığı ile aşkları iyice büyümüş; ta ki...
Bir sabah sarayın bahçesinde kahvaltı yaparken prensesin odasının penceresine ağzında bir
mektupla konan martıyı kralın görmesine dek.
 
Tabii korkulduğu gibi olmamış... Ağlayan kızına sarılan kral,
hayvanların bile bu aşkı anlarken kendisinin anlayamadığı için
kendisinden utandığını söyleyerek prensese hemen bir gemi göndertip
 fakir delikanlıyı getirtip kendisi ile evlendireceğini söylemiş.
Buna çok mutlu olan prenses hemen fakir
delikanlıya bir mektup yazmış ve olanları anlatmış.
 
Tabii bu arada mektubu götürmek için bekleyen martıya da her
şeyi anlatarak bütün martıları düğünlerine çağırmış. Buna çok
sevinen martı mektubu bir an önce ıssız adaya götürmek
için yola çıkmış.
 
Tam yolu yarılamışken yanından geçen bir kaç martı arkadaşına
haber verip hepsinin düğüne davetli olduğunu söylemek için gagasını
açtığında mektubun düştüğünü farketmiş. Ve mektubu tüm martılar
 hep birlikte aramaya başlamışlar...
Fakat bir türlü bulamamışlar.
 
Bu arada prensesten mektup alamayan fakir delikanlı, yazmış
olduğu mektupları göndermek için bir tek martı bile bulamamış...
Biraz ilerisinde uçuyorlar fakat yanına gitmiyorlar ve
mektubu arıyorlarmış... Prensesin kendisini unuttuğunu yahut
istemediğini sanan fakir delikanlı
martıların onun için gelmediğini düşünerek, fenerden kendisini
kayaların üzerine atarak intihar etmiş.
 
Ve malesef kralın
gemisi adaya vardığında fakir delikanlının soğuk bedeni
ile karşılaşmışlar...

İşte o gün bugündür, her şeyi düzeltmek için denizler üzerinde
uçan martılar
o mektubu ararlar. O mektubu bularak o inanılmaz sevgiyi
ve her şeyi geri getiriceklerini sanırlar ve bu yüzden de hep
denizler üzerinde uçarlar..
 
Alıntı
__________________
 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/4/2007 - BiR 'ASK' ÖyKüSü

Kategori: hikayeler
 
 
 
 


BiR 'AŞK' ÖyKüSü

Moses Mendelssohn hiç yakışıklı bir adam değildi. Çok kısa
boyunun olmasının yanı sıra, çok garip bir de kamburu vardı.
Moses Mendelssohn, günün birinde Hamburg'da yaşayan bir işadamını ziyarete gitti. İşadamının, Frumtje adında
çok güzel bir kızı vardı.
 
Moses,bu güzel kıza umutsuz bir aşkla tutuldu. Fakat güzel
kız onun çirkin görüntüsünden ürkmüştü. O nedenle, değil onun sevgisine karşılık vermek, yüzüne bile bakmak istemiyordu.
 
Ayrılma zamanı geldiğinde Moses, güzel kızın üst kattaki
odasına çıktı ve tüm cesaretini toplayarak onunla son kez
konuşma girişiminde bulundu. Kızın güzelliği öylesine
olağanüstüydü ki, bir an için onun cennetten
geldiğini bile düşündü.
 
Fakat kızın, başını kaldırıp da yüzüne bakmamaktaki
 direnci, Moses'ı çok üzdü.Güçlükle başarabildiği konuşması
 sırasında çirkin aşık, bu güzel kıza bir soru sordu:
"Evliliklerin kutsal bir özelliği olduğuna inanır mısınız?"
dedi "Elbette" diyerek yanıtladı güzel kız ve gözlerini yine
kaldırmayıp Moses'ın yüzüne yine bakmadan, kendi de
ona bir soru sordu:
"Peki ya siz?"dedi."Siz inanır mısınız buna?"
 
Moses bir an bile duraksamadı: "Evet,ben de inanırım"
 dedi ve ekledi: "Biliyor musunuz? Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı,onun evleneceği kızı belirlermiş. Benim doğumumda da,benim evleneceğim kız belirlenmiş ve bana 'Senin karın kambur olacak' demiş.O zaman ben bir istekte bulunmuşum Tanrı'dan.
 
 Tanrım, kambur bir kadın bir trajedi olur. Lütfen onun
kamburluğunu bana ver ve onu güzel bir kadın yap' demişim.
" Moses' ın bu sözlerinden sonra Frumtje gözlerini
yerden kaldırdı, onun gözlerinin içine baktı ve elini uzaatıp,
Moses' ın elini tuttu.Ve daha sonra da onun, sevgili eşi oldu.
 
Bu anlattığımız bir "peri masalı" değil, ünlü Alman besteci Mendelssohn'un büyükbabası ile büyükannesinin
evlenmelerinin öyküsüdür.

 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/4/2007 - Istırap ve Tuz

Kategori: hikayeler

 

 

 

 

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet
etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.
 
Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndüğünde,
yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya
atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı
ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
"Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle
"acı" diye cevap verdi.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.
Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına
bu kez de bir avuç
tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak,
ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken
aynı soruyu sordu:

"Tadı nasıl?"

"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.

"Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,
"hayır" diye cevapladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan
çırağının yanına
oturdu ve şöyle dedi:

"Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın
miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine
konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken
tek şey ıstırap veren şeyle
ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı
bırak, göl olmaya çalış."
 
Alıntı
 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2coolphoto / Layouts, Frazy.com
<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın.Sevda hep seni bulsun,ama seni yaralamasın.Mutluluk hep yüreğine dolsun,ama beni unutturmasın.

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Image Hosted by ImageShack.us
Glitter Maker

Arkadaşlarım

akkız melek
E.YÜKSEL ÜSTÜNER
mutlumavi
ayassun
adayolu
saraykoy
metinturan
akinufuk
sabaruzgari
mansur
gercekyasamdan
cennetgozlumasilsevdam
vaktimesk
azra001
kaybana
gonulbahcesi
vezirhan
bizimada
malihaber
mecnun1965
dogadan
gökhan kaplan
gelinciktarlasi
volkanizmatik
iyilikmelegi77
ikincibahar34
hayaliperde
uzakdost
tatarsair
myingilizce
aglayankafe
melek25
sonumsun
pptyyldz
Hasan Karadeniz
karanliklarperisi
kiymetlim
unutanlara
siirimsilerle
hayallerimveben
meleginizdenceyizsandigi
pisilerim
nezaketbolat1
sessizciglik1
masaltozu
eymer
birseyvar
necmettindavulcu
Hasan Güler
sosiloskop
princessnasa
mizikci
ihanetlerdeyiz
incesaz
vuslatgulu
neolducan
azmavi
heleno6
taytay
zibidigonzales
birsihirbaz
aycicek
eglencecafe
kuscuhuseyin
boyacicocuk
tumsarkisozleri
kurabiyedunyasi
hayatsevince
mavipencere
busecegunler
yitikhayallerdiyari
kulturbaz
siirgibisin
orkidem20
cilemce
mnelam1
eklesem

MySpaceGlitter.com
Super Kodlar
En iyi blog
Myspace Layouts, Myspace Graphics, Myspace Backgrounds, Codes
Super Kodlar